| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

AHMET ABİDEN

5 "urfa" etiketi kullanan gönderi "urfa" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

ÖZGEÇMİŞİM VE UĞRAŞLARIM

 

 

ÖZGEÇMİŞİM VE UĞRAŞLARIM

1947- 1948 YILINDA - İLKOKUL BİTİMİ VE E.S.E 1. SINIF KAYIT

1948- 1950 YILINDA - OKULA DEVAM MARANGOZLUK , DEMİRCİLİK

 

1950 - 1953 YILINDA - TUZLA AST.SB.OKULUNA DEVAM İZMİT E TAYİN

 

1953 - 1955 YILLARI - FUTBOL E.S.E MEZUNU KURS ÖĞRETMENLİĞİNE

 

1955 - 1956 YILLARI - ATATÜRK İLKOKUL ÖĞRETMENLİĞİ ( 2 SENE ) FUTBOLA DEVAM

1957- 1958 YILLARI - GAZİANTEP E.S.E ÖĞRETMENLİĞİ VE FUTBOLA DEVAM

1958- 1959 YILINDA - İSTANBUL KAĞITHANE İSTİHKAM YD.SB. OKULU FUTBOL

1959- 1960 YILINDA - KARADENİZ EREĞLİ DENİZ ÜST KOMUTANLIĞINDA YEDEK SUBAY

 

1961- 1962 YILINDA - TAPU KADASTRO OKULU FEN MEMURLUĞU . ÜSKÜDARA TAYİN

1962- 1963 YILINDA - FEN MEMURU VE TÜRKİYE SPOR GAZETESİ MUHABİRLİĞİ

1963- 1967 YILLARI -GEBZE KADASTRO MÜH. VE ŞİRİN EREĞLİ GAZETE YAZARLIĞI

 

1967 - 1969 YILLARI - İZMİR EMNİYET SANDIĞINDA MİMAR EKSPER VE YAZARLIK

 

1969 - 1972 YILLARI - İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ MESKEN MD. MU.

 

1972 - 1974 YILINDA - FATİH ŞUBE MD. MINTIKA MÜH. İLKOKUL KOR.DER. BAŞKANLIĞI

 

1974 -1976 YILLARI - GÖREVE DEVAM HALTER HAKEMLİĞİ ŞANLIURFA YAR. DERNEK 2. BAŞKAN

 

1976 -1978 YILLARI - İST. BEL. MESKEN MD. MU. İST. BÖLGE HALTER HAKEMLİĞİ

 

1978 - 1980 YILLARI - ÜSKÜDAR BEL. ŞB. MD. MINTIKA MÜH. VE HAKEMLİĞE DEVAM

 

1980 - 1982 YILINDA - ÜSKÜDAR BEL. ŞB. MD. TESBİT VE NUMARATAJ ŞEFLİĞİ VE EMEKLİ

 

1982 - 1985 YILINDA - ERCAN YEMİNLİ BÜRO TAPU TAHSİS BÖLGESİ DAĞITIMI

 

1985 - 1993 YILLARI - ERCAN MÜHENDİSLİK DANIŞMANLIK BÜROSU KADIKÖY

 

1993 - 1995 YILINDA - ÖZYAPİ İNŞAAT MÜDÜRLÜĞÜ VE YAZARLIK HAKEMLİK

1995- 1996 YILINDA - ARAŞTIRMACI YAZAR HOŞBİR SEDA KİTAP ÇALIŞMASI

1996- 1997 YILINDA - GÖNÜL DOSTLARINA İNCİLER VE HERŞEY DÖNER KİTAP ÇALIŞMASI

1997- 2002 YILINDA - ŞANLIURFA MEVLEVİHANE VAKFININ İMAR VE İSLAHI

 

2002 - 2004 YILINDA - MEVLEVİHANEYİ YAŞATMA VE KÜLTÜR DERNEĞİNİN KURULUŞU

 

2004 - 2008 YILLARI - ŞANLIURFA GAP HABER GAZATESİ KADIKÖY TEMSİLCİLİĞİ

 

şanlıurfa mevlevihane 1910

 

Şanlıurfa Mevlevihane önünde çekilen 1910 senesine ait bu fotoğrafta adı geçen zatlar 1740 senesinde Haydar derle ile dedemiz Hacı Abdülhamit Urfa Mevlevi hanesini inşa etmiş ve ilk TASAVVUF Müziğine bu tarihte başlamıştır.

Daha sonraları Mıkkım Tahir halk müziğini ve yöreye has apayrı makamlarla sıra gecelerine taşınmıştır.

İşte başlangıçtaki bu serüven dilden dile gönülden gönüle bugüne kadar devamlı çoğalarak tüm yöreye yayılmıştır.

Kâinatta iki tip insan vardır:

       1. Şan şöhret makam ve para sahibi İNSANA önemli insan denir.

       2. İlim irfan karakter ve gönül zengini İNSANA değerli insan denir.

Her ikisi de bir çaba ve çalışmanın neticesidir. Ancak önemli insan geçicidir. Değerli insan ise kalıcıdır.

Bence ömür çaba ve gayretini Değer İNSAN yolunda harcamak güzel bir iş olsa gerek

SECEREMİZ

SECEREMİZ 

İki kardeş çocukları Türkistan'dan Anadolu'ya gevmişler (Şeyh Mollazadeler) Hacı Mehmet Efendi Urfa'ya Hacı Abdülhamit Efendi de Konya'ya yerleşmişler. O sıralar Konya merkez olmak üzere tüm Anadolu'ya Mevlevilik tarikatının kurulması karara bağlanmış, bu sebeple de dedemiz göstermiş olduğu başarı belgesi sebebiyle Haydar Dede ismi ile maruf zatla beraber Urfa'ya tayin edilirler ve hemen Mevlevihanenin inşasını tamamlayıp Mevlevilik meşkine fiilen başlamış olurlar. Sene 1740 Teşrin evveldir. Bir sene sonra da dedemiz Hacı Hanım'la evlenmiş 8 sene icinde5 erkek 2 kız çocuğu olmuştur. Daha önce Urfa'ya yerleşmiş olan kardeş çocuğu Hacı Mehmet Efendi de Hacı Aynı Hanımla evlenmiş onun da 2 erkek çocuğu olmuştur. Adı geçen Haydar Dede ise mutasavvıf ilminin en mükemmelinden olup Hakkın rahmetine kavuşacağı günü çok yakın tahminle gömülmesini vasiyeti paralelinde Semahhanenin arka bölümündedir. Şu anda semah edilen yer Mevlevihane Vakfı olup Mevlevihane Hal Camii olarak ibadete açılmıştır. Hacı Mehmet Efendi Hacı Aynı Hanım'la evleniyor 2 Erkek çocuk oluyorHacı Abdülhamit Efendi Hacı Ayşe Hanım'la evleniyor 2 Kız 5 Erkek çocuk oluyor    

 

ŞANLI URFA

 

Şanlıurfa'nın Çiğköftesi ve Sıra gecesi


Oturunuz kerevite

Seviyorsan gitme öte

İşte size bir reçete

Derde deva bu çigköfte

Alın çabuk bir kilo et

Olmamalı sinirli sert

Emek ister çok maharet

Göreceksin biraz sabret

Çiğköftenin çeşidi bol

Yoğurdukça yorulur kol

Soğan ile biberi bol

Hem sabırlı hem titiz ol

Karabiber koyu salça  

Bir tutam tuz biber bolca

Karışıp ta çoğalınca

Yoğururken yoruldukça

Katılınca yeşil soğan   

Sanki olur bir bal kovan

Çömelip de oturarak   

Çokça yenir yavan yavan

Yanındadır tasla ayran

Yabancılar olur hayran

Bezenmiştir sofra heman

Lezzetine doymaz insan

Çiğköfteden sonra benim

Kesilmişim dilim dilim

Yeyin beni tatlı tatlı         

Alt katımda ceviz saklı

Kadayıftır benim adım

Tatlı konup pek tatlandım

Allı pullu kaymaklandım

Kıpkırmızı nar boyandım


Çeşidim bol sayalım mı

Cevizlimi Kırmalı mı

Peynirlimi kaymaklı mı

Buna hiç can dayanırı mı

Urfalıda çoktur hüner

Benim adım Asaf Döner

Hacı hoca mevleviler

Kadayıfı çok bol yerler

İşte böyle yenir yemek   

Bunun üstü mırra demek

Köpüğü bol orta acı         

Bunu içen olur hacı

Sohbeti bol yakındır yol

Sağdan başlar bir elle kol

Fincan şaklar uzanır kol

keyf bitmiştir görünür yol

Bu anlatım bir sıradır

Herkes için tek kuraldır

Sırasını savar herkes

Bilmek için katıl bir kez

Yazdım size kısa bir beyt

İster sen biraz sabret

Mevthalili ziyaret et

Bu haline binbir şükret

Davul zurna vura vura    

Yazın herkes gider kıra         

Sarmaş dolaş kardeş kardeş           

İşte böyle biter sıra

Sözün Özü

Sevgi zorluğu kolaylaştırır çirkini güzelleştirir. Geçmişimizi bilmek bugünümüzü yaşamak geleceğimizi düşün­mek mecburiyetindeyiz çünkü İNSANIZ... Oku ki öğrenesin gez ki göresin Şevki şevdesin Ek ki biçesin Ver ki alasın Akıllı düşman alıksız dosttan daha iyidir Sevmek başarının anahtarıdır.

ÇİĞKÖFTENİN DOĞUŞU

ÇİĞKÖFTENİN DOĞUŞU 

Hazreti İbrahimin döneminde yaşayan bir Urfalının beyi ara çıkar gayesi bir zamanki gibi keklik veya ceylan avlayıp eve getirmektir o zamanlar ava gidenler hafta sonunda eve dönerlermiş aradan sekiz gün geçmiştir evin beyi avladığı ceylanı eve getirerek her zaman ol­duğu gibi hanımına yemek yapmasını söylemişsede o sekiz gün içinde durumdan haberi olmayan kocasına kusura bakma sana yemek yapa-mıyacağım çünkü sen avdayken Nemrudun adamları Hz. İbrahimi ate­şe atmak için ne kadar yakacak varsa topladılar bunun üzerine kocası hanımına peki ne çare bulupta bize yemek yapacaksın kadm ne yapa­cağını şaşırmıştır o anda ceylanın budundan yağsız bir miktar et çıka­rır ve bir karataş üzerine koyarak eti diğer bir karataşla ezmeye başlar derken aklına biraz tuz ve birazda bulgur katmak gelir bir yandan bul­gur katarken bir yandanda tuz döküp dövmeye devam eder tam bu sı­rada herkese haber yayılmış (İbrahimi attıkları ateş yakmamış) bunu duyan karı koca herkes gibi merak ve hayretle acelere bu karıştırdık­ları et ve bulgurla olay yerine giderler gerçekten alevler su odunlar balık ve çevre ise yemyeşil gül ve türlü yeşilliklerle donanmıştır o an­da kadın bu envayı çeşit yeşillikleride toplayıp bulgur ve etten meyda­na gelen yemeğine katar böylece Urfanın o leziz ve tadına doyum ol­mayan ÇİGKÖFTESİ meydana gelmiştir.