| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

AHMET ABİDEN

2 "tekke" etiketi kullanan gönderi "tekke" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

ŞANLIURFA MEVLİHANESİ

ŞANLIURFA MEVLİHANESİ

Dr. Cemal EVLİYAOĞLU 

 Şanlıurfa merkez, Pınarbaşı Mahallesi, 40 pafta, 259 ada, 49 no2lu parselde J> 195 m2 büyüklüğündeki semahane kayıtlıdır. Kare planlı Semahanenin üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Semahanenin kıble duvarındaki mekan içerisinde yer alan mihrabın çevresi mukarnas süslemelidir. Kıble duvarındaki mekan içerisinde ikişer, doğu ve batıda üçer olmak üzere semahanede 10 pencere bulunmaktadır. Semahane girişinde, Hay salon ve ilahi okuyanlara ayrılmış "mutrib mahfili" denilen ahşaptan yapılmış bölüm bulunmaktadır. Semahanenin kubbesinin üstünde ortada ve giriş kapısının üstünde Mevleviliğin sembolü taş bir sekke (külah) bulunmaktadır. 1720 yılında Türkistan da doğmuş olan, Hacı Abdulhamit efendi, 1740 yılında Haydar Dede ile beraber Mevlevihane yi inşa ettirmiştir. Abdulhamit efendi, Mevlevi şeyhliğini 136 sene devam ettirmiştir.

 1870 yılında 156 yaşında vefat etmiştir. Mevlevi şeyhliğini 1842 yılında doğan HACI Seyyit Ahmet Efendi devralarak 1918 senesine kadar devam ettirmiştir. Seyit Ahmet Efendinin vefatından sonra 1898 yılında doğan Hüseyin Hüsamettin Efendi Mevlevi Şeyhliğini 2 sene sürdürmüş ve 1920 yılında vefat etmiştir. Mevlevi şeyhliğini 1900 yılında doğan Hacı Hasan Döner Efendi devam ettirmiş. 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapanışı sebebiyle Mevlevihane külliyesi vakıflara devredilmiş, 1950 yılında ise belediyece istimlak edilmiş, sadece Mevlevi dervişlerinin ev olarak kullandıkları hane bırakılmıştır. Şimdi ise sadece semahane, Mevlevihane hal camii olarak 240 senedir ayakta durmaktadır. 

Semahaneye bitişik olarak sonradan yapılan ve ayrıca çevrede görünümü bozan baraka ve dükkanların kamulaştırılarak yıkılmaları ve burada bir çevre düzenlemesinin yapılması hususunda vakıflar Genel Müdürlüğünün 2.5.1992 gün ve 410 sayılı yazısı ile Kültür Bakanlığı Diyarbakır kültür ve Tabiat varlıklarını koruma kuruluna teklifte bulunulmuştur. Kurulan 18.6.1992 gün ve 1048 sayılı kararı ile bu teklif uygun görülmüş ve gereken işlemler başlatılmıştır.

Kaynaklar

Şanlıurfa Mevlevihanesi (A.Cihat Kürkçüoğlu)

 Mevlevihane Tarihi(Araştırmacı Yazar Ahmet Asaf Döner)

MEVLEVİLİK ÜÇ ASLİ UNSUR

MEVLEVİLİK ÜÇ ASLİ UNSUR ÜZERİNE KURULMUŞTUR

  • 1. MUSİKİ
  • 2. ŞİİR
  • 3. SEMAİ

Şiirlerdeki ŞARAP FEYZDİR MANEVİ ZEVKTİR

MEYHANE= Alemdir tüm dünyadır insandır PEYMANE= İnsanların gönlüdür kalbidir yüreğidir

SAKI= Mürşittir olgunlaşma gayreti içinde olanlardır TEKKE= (insanlığın mabedidir kalp gözlerinin aydınlandığı ve kalp gözüyle görmeye başlandığı yerdir.

SEYYİT= Sır bilen anlamına gelir

Dünyada yaşarken yapılacak davranışlar

  • 1. Alçak gönüllü olmak mağrur olmamak
  • 2. Ne çok cimri nede çok mağrur olmamak
  • 3. Allahtan başkasına kulluk etmemek
  • 4. Cana kıymamak
  • 5. Zina etmemek
  • 6. Yalan söylememek

7.Yararlı işler yapıp zararlı işlerden kaçınmak

  • 8. Nefis ve şeytana esir olmamak
  • 9. Akıl ve iradeyi kullanmak
  • 10.lO.Nefsaniyetten Vahtaniyete geçebilmek
  • 11.Mümkün olduğu kadar hataları aza indirmek

Mevlana'nın yakın dostları en çok orta ve az gelirli gönlü zengin olan Allah aşkı insanlardan oluşmaktaydı maddi kimselerle pek yakın dostluklar kurmazdı.

Mevlana padişah sözüne çok kızardı bence yeryüzünde anlı açık dik yürümek halkın sırtında cenaze olmaktan daha iyidir derdi

Gönlü aydın bir ere kul olmak padişahların başında ataç olmaktan çok daha güzeldir.

Mürşit odurki bakır halindeki gönlünü som altın haline getirebilsin. Keramet odurki insanları nefsaniyetten vataniyete getirmek için gayret ve çaba sarfetsin.

Temiz kişilere hizmette bulunmak aciz ve kişiliksiz insanlara hizmet ederek bağ ve bahçe sahibi olmaktan daha yüce bir iştir.

Padişah ziyaretleri sırasında uğurlanırken herkes yaşa padişahım dermiş. Mevlana'yı ziyaretten sonra padişah MEVLANA'YA sormuş bak herkes bana methüsena ediyor sen beni uğurlarken ne söz edeceksin? Mevlana sana ne diyeyim ki sana çoban ol demişler kurtluk etmişsin seni bekçi olarak görevlendirmişler hırsızlık etmişsin, Allan seni padişah yapmış şimdide sen hep şeytana uymaktasın işin gücün yalan dolan işte bu sözlerden sonra koca padişah Mevlana'nın huzurundan hüngür hüngür ağlayarak ayrılmıştır.

Bir günde kendisinden öğüt isteyen hocanın birine evet duydum çok meşhursun kuranı ezberlemişsin camide vaiz okumada üstüne yokmuş hoca evet tabii deyince Mevlana Allanın ve peygamber efendimizin sözlerini hayatta tatbik etmedikçe ve yaşantına geçirme dikten sonra insan olmadıktan sonra neye yarar senin meşhurluğun.

Ben manevi âleme dalınca beden hatırımdan çıkar gider ben kendimi sanki şu âlemde hiç anamdan doğmamış gibi sanırım.

Buğday doğrudan kendi kendine un ve ekmek olsaydı insanlığın varlığına değirmenlere insan gayretine ve çabaya gerek kalmazdı. Yaratan her bir şeyi bir sebep için yaratmıştır senin için neyin gerekli neyin gereksiz olduğunu bilseydik hayat tatsız olurdu

Altın gümüş inci mercan ne işe yarar bir sevgili ile paylaşmadıktan sonra. Şeyhi şeyh yapan müritleridir. Ruh ilimle dost olmaktadır ilmin Arapçası Türkçesi olmaz ilim hindi cinde bile olsa git al hangi dilde anlıyorsan o dilde oku Şemsi tebriziyi gördün mü sanki canımdan şekerler damlamaya başlıyor sanırım o anda kendimi her iki yerde görürüm hem Mısır'da hem cennette.