Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)

AHMET ABİDEN

8 "şanlı urfa" etiketi kullanan gönderi "şanlı urfa" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

ŞANLIURFA MEVLİHANESİ

ŞANLIURFA MEVLİHANESİ

Dr. Cemal EVLİYAOĞLU 

 Şanlıurfa merkez, Pınarbaşı Mahallesi, 40 pafta, 259 ada, 49 no2lu parselde J> 195 m2 büyüklüğündeki semahane kayıtlıdır. Kare planlı Semahanenin üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Semahanenin kıble duvarındaki mekan içerisinde yer alan mihrabın çevresi mukarnas süslemelidir. Kıble duvarındaki mekan içerisinde ikişer, doğu ve batıda üçer olmak üzere semahanede 10 pencere bulunmaktadır. Semahane girişinde, Hay salon ve ilahi okuyanlara ayrılmış "mutrib mahfili" denilen ahşaptan yapılmış bölüm bulunmaktadır. Semahanenin kubbesinin üstünde ortada ve giriş kapısının üstünde Mevleviliğin sembolü taş bir sekke (külah) bulunmaktadır. 1720 yılında Türkistan da doğmuş olan, Hacı Abdulhamit efendi, 1740 yılında Haydar Dede ile beraber Mevlevihane yi inşa ettirmiştir. Abdulhamit efendi, Mevlevi şeyhliğini 136 sene devam ettirmiştir.

 1870 yılında 156 yaşında vefat etmiştir. Mevlevi şeyhliğini 1842 yılında doğan HACI Seyyit Ahmet Efendi devralarak 1918 senesine kadar devam ettirmiştir. Seyit Ahmet Efendinin vefatından sonra 1898 yılında doğan Hüseyin Hüsamettin Efendi Mevlevi Şeyhliğini 2 sene sürdürmüş ve 1920 yılında vefat etmiştir. Mevlevi şeyhliğini 1900 yılında doğan Hacı Hasan Döner Efendi devam ettirmiş. 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapanışı sebebiyle Mevlevihane külliyesi vakıflara devredilmiş, 1950 yılında ise belediyece istimlak edilmiş, sadece Mevlevi dervişlerinin ev olarak kullandıkları hane bırakılmıştır. Şimdi ise sadece semahane, Mevlevihane hal camii olarak 240 senedir ayakta durmaktadır. 

Semahaneye bitişik olarak sonradan yapılan ve ayrıca çevrede görünümü bozan baraka ve dükkanların kamulaştırılarak yıkılmaları ve burada bir çevre düzenlemesinin yapılması hususunda vakıflar Genel Müdürlüğünün 2.5.1992 gün ve 410 sayılı yazısı ile Kültür Bakanlığı Diyarbakır kültür ve Tabiat varlıklarını koruma kuruluna teklifte bulunulmuştur. Kurulan 18.6.1992 gün ve 1048 sayılı kararı ile bu teklif uygun görülmüş ve gereken işlemler başlatılmıştır.

Kaynaklar

Şanlıurfa Mevlevihanesi (A.Cihat Kürkçüoğlu)

 Mevlevihane Tarihi(Araştırmacı Yazar Ahmet Asaf Döner)

Şanlı Urfa Karikatürü

resim urfa1a 

ŞANLI URFA MEVLEVİ AİLESİ AİLE DÖKÜMANI

ŞANLI URFA MEVLEVİHANESİ

Dedemiz hacı Abdülhamit 1720 yılında Türkistanda doğmuş 1740 yılı içinde de Haydar dede ile beraber mevlevihane vakfını inşa etmiştir. Mevlevi şeyhliğini 112 sene devam ettirmiş ve 1852 yılında 132 yaşında vefat etmiştir. Mevlevi şeyhliğini 1842 yılında doğan dedemiz hacı Seyyit Ahmet devralarak 1918 senesine kadar devam ettirmiştir.Dedemizin vefatından sonra 1898 yılında doğan amcamız Hüseyyin Hüsamettin Mevlevi şeyhliğini 1900 yılında doğan babamız Hacı Hasan Döner devam ettirmiş 1925 yılında tekke ve zeviyelerin kapanışı sebebiyle Mevlevihane külliyesi vakıflara devredilmiş 1950 yılında ise belediyece istimlak edilmiş sadece Mevlevi dervişlerinin ev olarak kullandıkları hane ile Haydar dedenin defnedildiği yer babamız Hacı Hasan Dönere bırakılmıştır.1950 den sonra babamız tarafından sıhhi banyo ve üzerine iki oda bir hol olarak hane halkının ikamet olarak kullanmaları için iskan mahalli inşa edilmiştir.Sıhhi banyo 1952 de kıraathaneye çevrilmiş 1954 te kebapçı 1955 te Asri fırın olarak Bozan Güngör'e kiraya verilmiş ve 1956 yılı Temmuz 27 de babamız Hacı Hasan Dönerin vefatıyla 1960 yılına kadar kiraya devam edilmiş veraset ilamından sonra varislerin kararıyla Bozan Güngör'e satılmıştır... 

ŞANLI URFA MEVLEVİ AİLESİNİ AİLE DÖKÜMANIDIR

Hacı Abdülhamit             Doğum 1720         Vefatı 1852           Yaşı 132

Hacı Seyit Ahmet           Doğum 1842             "   1918              "  76

Hüseyyin Hüsamettin         "     1898             "   1920               "  22

Hacı Hasan DÖNER             "     1900              "   1956             "   56

Annemiz Mintaha                "    1905              "   1933              "  28

Üvey Annemiz Safiye          "     1910             "    1977             "   67

ÇOCUKLARI

Sıdıka Kafaf                           Doğum 1923     Vefatı 1943      Yaşı 20

Mehmet Nevzat Döner                   "     1926
Hatice Pakize Tatlı                          "     1929
Halil Asaf Döner                              "     1932

TORUNLARI

Mehmet Nevzat Döner'in iki oğlu bir kızı

Hatice Pazikeze'nin İki oğlu altı kızı

Halil Asaf Dönerin bir oğlu bir kızı

ÇOCUKLARI

(Mehmet Nevzat Dönerin) SIDIKA ATİLLA CENGİZ

(Hatice Pazikeze Tatlıdilin) MÜNİR MÜNİRE NİHAT NİHAL SIDIKA GÜLAY TÜLAY DİLEK

        Ahmet

İbrahim Halil Asaf Dönerin Hasan Ertan Hatice Gülten

MEVLANA VE ŞANLI URFA MEVLEVİ ŞEYHİ

MEVLANA 

ŞANLI URFA'DA MEVLEVİLİK ve MEVLEVİHANE VAKFI

ŞANLIURFA'DA MEVLEVİLİK ve MEVLEVİHANE VAKFI

İki kardeş çocukları Türkistan'dan göç sebebiyle Anadolu'ya geçmişlerdir. Hacı Mehmet Efendi Ürfa'ya, Hacı Abdüihamit Efendi de Konyaya yerleşmiştir. O sıralar Konya merkez" olmak üzere tüm Anadolu'ya Mevlevilik Tarikatının kurulması karara bağlanmış, bu sebeple de dedemiz Hacı Abdüihamit Efendi göstermiş olduğu başarı belgesini alarak Urfa'da ikamet eden Haydar Dede ile beraber Mevlevihane'yi inşa etmek üzere Urfa Mevlevi Şehri olarak tayin edilmiştir.

Sene 1738 Hacı Abdüihamit dedemizin yaşı 18 dir. İnşaata devam edilerek 1740 senesinde Mevlevilik meşkine fiilen başlanmış olurlar. 1775 yılında da Hacı Abdüihamit dedemiz 55 yaşında Hacı Ayşe Hanım'la evlenmiş, 8 sene içinde de 5 erkek 2 kız çocuğu olmuştur. Mevleviği 112 sene devam ettirmiş, 1852 yılında da vefat etmiştir. Yaşı 132'dir.

Mevlevi Şeyhliğini dedemiz Hacı Seyit Ahmet devralarak 1898 senesine kadar devam etmiştir. Dedemizin vefatından sonra amcamız Hüseyin Hüsamettin Efendi şeyhliği devam ettirmiş, 1920 yılında da şehit edilmiştir.

Amcamızın vefatından sonra da 1900 senesinde doğan babam Hacı Hasan Döner Mevleviliği devam ettirmiştir.

1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapanışı sebebiyle de Mevlevi Külliyesi vakıflara devredilmiş, 1950 yılında da Belediyece İstimlâk edilerek sadece Mevlevi dervişlerinin ev olarak kullandıkları hane ile Haydar Dede'nin defnedildiği yer Babamız Hacı Hasan Döner'e bırakılmıştır.

1950 yılından sonra babamız tarafından sıhhi banyo ve üzerine 2 oda 1 hol olarak hane halkının ikamet olarak kullanmaları için iskân mahalli inşa edilmiştir.

Sıhhi banyo 1952'de kıraathaneye çevrilmiş, 1954 'de kebapçı Aloğlu ile ortaklık, 1955'de asrı fırın olarak Bozan Güngörle ortaklık, 1956 'da babamız Hacı Hasan Döner'in vefatıyla 1960 yılına kadar kiraya devam edilmiş, Veraset ilamından sonra 'da varislerin kararıyla Bozan Güngör'e satılmıştır. 

İbrahim Halil Ahmet Asaf Döner 27 Aralık 1999

Şanlıurfa'da Mevlevilik 1740 senesinde başlamıştır.

1925 yılına kadar devam etmiştir faaliyet 185 sene sürmüştür.

1950 yılında Mevlevihane belediyece istimlâk edilerek belediye HAL pazarı olarak kullanılmıştır.

Semah edilen yer ise 1996 yılında çaba ve gayretimizle Mevlevihane HAL Camii olarak hizmete açılmıştır.

Şanlıurfa şehir plânının yapılmasından sonrada gerek kültür Bakanlığı gerek Vakıflar genel müdürlüğüne yazılan yazılar sonunda Mevlevihane Vakfının inşaatı ve restorasyonu için tesisat ve para istimlâk bedelleri bloke edilerek Vakıflar külliyesi dönüşümü için faaliyete geçilmiştir. Sene 1999-2004 Aralıkta teslim edilmesi mukavelede yer almıştır.

ŞANLI URFA

 

Şanlıurfa'nın Çiğköftesi ve Sıra gecesi


Oturunuz kerevite

Seviyorsan gitme öte

İşte size bir reçete

Derde deva bu çigköfte

Alın çabuk bir kilo et

Olmamalı sinirli sert

Emek ister çok maharet

Göreceksin biraz sabret

Çiğköftenin çeşidi bol

Yoğurdukça yorulur kol

Soğan ile biberi bol

Hem sabırlı hem titiz ol

Karabiber koyu salça  

Bir tutam tuz biber bolca

Karışıp ta çoğalınca

Yoğururken yoruldukça

Katılınca yeşil soğan   

Sanki olur bir bal kovan

Çömelip de oturarak   

Çokça yenir yavan yavan

Yanındadır tasla ayran

Yabancılar olur hayran

Bezenmiştir sofra heman

Lezzetine doymaz insan

Çiğköfteden sonra benim

Kesilmişim dilim dilim

Yeyin beni tatlı tatlı         

Alt katımda ceviz saklı

Kadayıftır benim adım

Tatlı konup pek tatlandım

Allı pullu kaymaklandım

Kıpkırmızı nar boyandım


Çeşidim bol sayalım mı

Cevizlimi Kırmalı mı

Peynirlimi kaymaklı mı

Buna hiç can dayanırı mı

Urfalıda çoktur hüner

Benim adım Asaf Döner

Hacı hoca mevleviler

Kadayıfı çok bol yerler

İşte böyle yenir yemek   

Bunun üstü mırra demek

Köpüğü bol orta acı         

Bunu içen olur hacı

Sohbeti bol yakındır yol

Sağdan başlar bir elle kol

Fincan şaklar uzanır kol

keyf bitmiştir görünür yol

Bu anlatım bir sıradır

Herkes için tek kuraldır

Sırasını savar herkes

Bilmek için katıl bir kez

Yazdım size kısa bir beyt

İster sen biraz sabret

Mevthalili ziyaret et

Bu haline binbir şükret

Davul zurna vura vura    

Yazın herkes gider kıra         

Sarmaş dolaş kardeş kardeş           

İşte böyle biter sıra

Sözün Özü

Sevgi zorluğu kolaylaştırır çirkini güzelleştirir. Geçmişimizi bilmek bugünümüzü yaşamak geleceğimizi düşün­mek mecburiyetindeyiz çünkü İNSANIZ... Oku ki öğrenesin gez ki göresin Şevki şevdesin Ek ki biçesin Ver ki alasın Akıllı düşman alıksız dosttan daha iyidir Sevmek başarının anahtarıdır.

ŞANLI URFA'NIN SIRA GECESİ

 

ŞANLI URFANIN SIRA GECESİ BÖYLE BİR ŞEY OLAMAZ

 

Şu anda damarlarımda dolaşan muhteşem bir mutluluk içindeyim beni
sarhoş eden neydi diye merak mı ediyorsunuz, bu Şanlı Urfalıların bir sıra
gecesiydi ve bir insanlık senaryosuydu işte anlatıyorum.......

Efendim; ben Urfa ve Urfalıyı anlatan bir kitapçık yazmıştım ve tüm Urfalı hemşehrilerime takdim etme amacı ile her bir hemşehrime telefonla ulaşmaya çalıştığım gibi çoğunluğu Şirinevler'de ikâmet eden Şanlı Urfalıla­rın teşkil ettiği topluluk ve sıra gecelerinin başkanı (her yönüyle mükemmel insanlık timsali Mahmut Coşkunses'e ) ulaşmış ve bir esercik olan bu kitapla­rımın tevdi şeklini sormuştum ki, telefonda saygı ve sevgi dolu başkana yakı­şır bir tavırla Muhterem hocam sizin fikirlerinizi yansıtan yazılarınızı almak ve okumak bizlere sadece ilham verir bu vesile ile de sizleri aramızda görme fırsatına kavuşmuş oluruz ayın onundaki sıra gecemize teşrif ederseniz öne­riniz sevinçle yerine getirilecektir...

İşte telefondaki bu söyleşiler benim özüm olan Şanlı Urfamızın sıra gece-lerine katılmama şüphe götürmez şekilde tarafımdan sevinçle karşılanmış ve o günü iple çekmeye başlamıştım...

Günlerden 10 Şubat Cumartesi ramazan, iftarda sıra gecesinde çok sev­diğim Şanlı Urfalı hemşehrilerimle beraber haber olacaktım...

Davetinize memnuniyetle ve koşarak geleceğimden şüpheniz olmasın di­yerek telefonu kapatmıştım...

İşte randevu saatim gelip çatmıştı ben Samanyolu düğün salonuna git­mem için 40 kilometre yol kat etmem gerektiğini biliyordum kısacası o güzel topluluğa tam saat 17'de katılmıştım...

Aman Allah'ım bu ne güzel topluluk bu ne güzel bir sıra bu ne güzel iftar sofrası, gözlerime inanamıyordum, her şey yerli yerinde bu ne güzel ve bu ne mükemmel sofra düzeni. Etraftaki 20 kişilik bir topluluk herkesin gözleri pı­rıl pırıl, riya yok, egoizm yok, menfaat yok her davranışları bir ritim ve ahenk içinde kimin neyi ne zaman yapacağı belli her davranışları saygılı sevgili öz­verili hoşgörü içinde bütün insani kavramlar işlemekte her bir şey sıra baş­kanının tek bir hareket ve sözüne adapte olmuş...

Gençlerin her biri iftarın kusursuz olması için ne gerekiyorsa özellikle yaşlılara, hürmet ikram saygı ve hizmet yarışına başlanmış, Ezan sesiyle ku­sursuz huşu içinde mükemmelin üstünde eşi bulunmaz bir iftar sofrası ifa edilmiştir...

İşte şimdi sıra gecesinin eşsiz tatlı sohbetine başlanmıştır, ben ise özüm olan bu topluluğu hayran hayran, özlem ve doyum içinde izahı imkansız ulvi bir hazla izlemekteyim...

Aman Allah'ım gözlerime ve kulaklarıma inanamıyorum en ufak bir ku­ral dışı serzenişe en ufak bir uygunsuz davranışa ve bu sıra gecesinin ulvi gü­zelliğini bozacak hiçbir davranışa meydan verilmemekte, en ufak bir yanlışlı­ğa fırsat yok, oda ne hemen sıra başkanının tatlı ve uyarıcı bir konuşması ve o anda sesler kesilmiş çıt yok can kulağı ile herkes saygı sevgi ve hoşgörüyle içtenlikle başkanlarını dinlemeye hazırlar...

Sıra başkanı Mahmut Coşkunses söze başlıyor ve sevgili arkadaşlar görü­yorum ki bazı arkadaşlar istemiyerek de olsa televizyondaki maça kulak ver­miş bulunuyorlar, ne yazık ki bizim bu gecemizin özelliği buna müsaade edemez, lütfen sıra gecemizin sohbet saati başlamıştır şu anda acılarımızı tat­lılarımızı, tenkitlerimizi, övgülerimizi paylaşmak için toplanmış olduğumuzu unutmayalım tam bu sırada söz alan diğer bir arkadaş başkanını onaylar bir edayla evet der gibi sohbet ve dostluk atışmalarını başlatmıştır...

Sıra hiçbir taviz vermeden diğer bir yanda düzenli bir şekilde kasetteki türkü hoyrat şarkılardaki ahenk ve ritimlerdeki aksaklıkları herkes kendine göre yumuşak bir üslup içinde daha iyi olabilmesi için yorumlar getirilmekte­dir...

Bense bütün bu güzelliklerin seyrine kendimi kaptırmış haz ve mutlulu­ğun tadını çıkarmaktaydım ki yanı başımda oturan ses sanatçımız Ali Ayhan'a tatlı bir sitem geliyor. (Hani derler ya kızım sana söylüyorum,gelinim sen anla misali) Aliciğim farkındaysan yirmi kişilik topluluğumuzda bir sen bı­yıksızsın bu biraz bizim örf ve adetlerimize aykırı gelmiyor mu? İşte bu tatlı ve anlamlı sözün birazı da banaydı işte bu sırada alım al, morum mor olmuştum ki tam bu sırada başkan ağırlığını koymuş ve tatlı bir ifadeyle, arkadaşlar gerek Ali Ayhan kardeşimiz ve gerekse Asaf hocamız protokol ve işleri gere­ği bizler gibi bıyıklı olmayabilirler bu değerli hemşerilerimiz için çok küçük bir ayrıntıdır, bu böyle olunca da istisnalar kaideyi bozamaz topluluğumuza onur misafiri olarak teşrif eden ve bizleri çok sevdiğini ispat eden kitaplarını vermeleri her türlü övgünün üstündedir...

 

Ey yüce Allah'ım bu nazik sözler karşısında dilim tutulmuş ve o çok söz eden dillerim sanki kilitlenmişti, sağ olun sizlerin aranızda olma şansına ka­vuşmuş olmak beni yeterince mutlu etmiştir demek zorunda kalmıştım...

İşte bu ve buna benzer acı ve tatlı (isot ile kadayıf) gibi hem haşlanmış ikaz edilmiş örf ve geleneklere sadık kalınmasının önemi vurgulanmış hem de Peygamberler toprağında doğan herkese karşı sevgi ve saygının en güzelini sergilemişlerdir...

İşte bu onurlu anın tadını yaşıyor ve mutluluktan sanki uçuyordum ne yazık ki bu güzel sıra gecesinin devamındaki güzelliklere doyamadan kırk kilo­metrelik yola koyulmak mecburiyetindeydim bu tatlı insanlar bu tatlı hemşehrilerim beni kapıya kadar sevgi yumağı içinde uğurlamışlardı bense dopdolu olarak haz içinde sevinç içinde mutluluktan uçarcasına eve avdet etmiş bu unutamayacağım eşsiz sıra gecesinin tatlılığı içindeyim...

Bütün bunlara rağmen bu güzellikleri dinlemekle değil bizatihi katılmak ve yaşamakla mümkün olacağı kanaatiyle bu ulvi geceyi dilimin döndüğü gücümün yettiğince siz okuyucularıma aktarmanın hazzı içinde olduğumu ifade eder Allah'a emanet olun der her şeyin gönlünüzce olmasını içtenlikle temenni ederim.

Saygılarımla...

10. Şubat. 1996 Halil Asaf Döner

 

Ahmet asaf döner

Mevlana Yılı ve Ahmet Asaf Döner (17 Nisan 2007)

  1931 yılında Şanlıurfa’nın Mevlevihane mahallesinde dünyaya gelen Ahmet Asaf Döner’i tanımayanınız yoktur herhalde. Dost canlısı bir insan. Küçük büyük herkesin dostudur Ahmet Asaf Döner. Duymak, yaşamak, görmek ve bir mana olabilmek için daha çok çalışmanın, daha çok okumanın ve daha çok gezmenin insan için şart olduğuna inanan Ahmet Asaf Döner, tüm sevenlere göz, tüm insanlara öz, tüm dillere söz olmaya gayret gösteren bilge bir insan.

  “Hakkın bana bahşettiğini halka sunmaya çalıştım, en çirkin yaratılanlarda bile mutlaka yaratanın güzel bir yanını bulmaya özen gösterdim” diyen Asaf Döner şunları söylüyor: “Zira önemli olan çirkinlikleri güzelleştirmek, zorlukları kolaylaştırmak, güçlükleri aşmak ve nefsine galip gelmenin zevkine ermekle mümkündür. Bu koca dünyadaki mana deryasında bir damlacık olabildimse kendimi bahtiyar ve mutlu sayarım.”

  UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu), 2007 yılını “Mevlana Yılı” olarak ilan etmişti. Mevlevihane Vakfı Fahri Başkanı Ahmet Asaf Döner ile hem Mevlana Yılı dolayısıyla Şanlıurfa’daki Mevleviliği hem de hayatını konuştum.

  1995 yılında tanıştığım Ahmet Asaf Döner, “Hoş Bir Seda” isimli şiir kitabını imzalayarak bana hediye etmişti. Türkiye gazetesinde çalıştım yıllarda zaman zaman gazeteye gelirdi ve Urfa üzerine sohbet gerçekleştirirdik. Şanlıurfa ile ilgili düzenlenen her toplantıya katılmak isterdi. Merhum Prof. Dr. Abdülkadir Karahan’ı anma toplantılarını hiç kaçırmazdı. Kendisini Öz Urfalı olarak niteleyen Ahmet Asaf Döner, gerçektende öz Urfalı idi. Ömrünün 22 yılını Urfa’da 54 yılını da İstanbul’da geçiren Ahmet Asaf Döner, gençliğinde spor, edebiyat, resim ve şiire meraklı olduğunu anlatıyor. 1953 yılından itibaren yazdığı şiirler çeşitli gazetelerde yayınlandı.

  Futbola olan ilgisi ve iyi futbol oynamasıyla Urfa’nın Lefter’i unvanı verildi kendisine. 2 yıl ilkokul öğretmenliği, 1 yıl teknik lise öğretmenliğine müteakiben Malatya Sümerspor’da daha sonra da Ankara’da futbol hayatına ve tahsil hayatına devam etti. Yedek Subaylık okul dönemini İstanbul’da geçirdi. Karadeniz Ereğli üst kumandanlığında ve deniz gücünde futbola devam etti. Türkiye gazetesinde spor muhabirliği de yaptı bir ara. 5 yıl Başbakanlık Harita Kadastro Fen Memurluğu, 2 yıl İzmir Emekli Sandığı’nda mimar eksperlik, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde topograf büro şefliği, Fatih mıntıka mühendisliği yaptı. Ahmet Asaf Döner bir süre de masa tenisi ve halter hakemliği yaptı. 1970-1975 yılları arasında Şanlıurfa Dayanışma Derneği 2. Başkanlığı görevinde de bulundu. 1981 yılında ise emekliye ayrıldı. Emeklilik döneminde şiir ve yazı yazmaya ağırlık veren Döner, Hoş Bir Seda isimli kitabını yayınladı.

  Renkli, çok yönlü ve samimi kişiliğiyle tanınan Ahmet Asaf Döner, kalbinde Urfa sevgisi 76 yıldır bitmeyen bir hemşehrimiz. Döner, içindeki Urfa sevgisini “Şanlıurfa” isimli şiirinde bakın nasıl anlatıyor:

  Sende doğdum seninle doluyum

  Seninle gururluyum

  Seninle yaşıyorum

  Sen Peygamberler otağı

  Yiğitler yatağısın

  Sende hamdım

  Seninle piştim

  Bana can bana kan

  Bana su bana toprak

  Bana güneşsin

  Bana hayat veren sensin...

  Urfa Mevlevi şeyhi Hacı Abdullah Mahmut Efendi’nin torunu da olan Ahmet Asaf Döner, Mevlevihane Vakfı ile ilgili şu bilgileri verdi: “1920-1925 yılında da tekke ve zaviyelerin kapatılması sebebiyle Mevlevihane faaliyeti 1950 yılına kadar 25 sene sürdürülememiş, 1950 yılında Şanlıurfa Belediyesi tarafından istimlak edilmiş, belediye hal pazarı olarak kullanılmıştır. Mevlevihane Vakfı çeşitli sebeplerle 1925–1990 yılları arası esas gayesinden uzaklaşmıştı. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür Bakanlığı kanalıyla araştırma ve yazışmalar neticesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 02.05.1992 gün ve 410 sayılı yazısı ile Kültür Bakanlığına teklifte bulunulmuş, kurulun 18.06.1992 gün ve 1048 sayılı kararı ile Restorasyon çalışmaları başlatılmış, diğer yandan resmen Şanlıurfa Mevlevihanesi Yaşatma ve Kültür Derneği kurularak, Şanlıurfa’ya bir kültür değeri kazandırılmıştır. Mevlevi ailesinin en son ferdi olarak bu çalışmalarda çorbada bir tuz olmam sebebiyle sevinçli ve onurluyum. Şanlıurfa’nın Mevlevihane Camii olarak halkın hizmetine açılmış olması ve aynı zamanda ayda bir defa da tasavvuf müziğinin icra edilmesine karar verilmesi bizleri sevindirmiştir. Şanlıurfa’ya hayırlı olsun.” Ömrün uzun olsun Asaf Amca seni çok seviyoruz.