ŞANLI URFANIN SIRA GECESİ BÖYLE BİR ŞEY OLAMAZ
Şu anda damarlarımda dolaşan muhteşem bir mutluluk içindeyim beni
sarhoş eden neydi diye merak mı ediyorsunuz, bu Şanlı Urfalıların bir sıra
gecesiydi ve bir insanlık senaryosuydu işte anlatıyorum.......
Efendim; ben Urfa ve Urfalıyı anlatan bir kitapçık yazmıştım ve tüm Urfalı hemşehrilerime takdim etme amacı ile her bir hemşehrime telefonla ulaşmaya çalıştığım gibi çoğunluğu Şirinevler'de ikâmet eden Şanlı Urfalıların teşkil ettiği topluluk ve sıra gecelerinin başkanı (her yönüyle mükemmel insanlık timsali Mahmut Coşkunses'e ) ulaşmış ve bir esercik olan bu kitaplarımın tevdi şeklini sormuştum ki, telefonda saygı ve sevgi dolu başkana yakışır bir tavırla Muhterem hocam sizin fikirlerinizi yansıtan yazılarınızı almak ve okumak bizlere sadece ilham verir bu vesile ile de sizleri aramızda görme fırsatına kavuşmuş oluruz ayın onundaki sıra gecemize teşrif ederseniz öneriniz sevinçle yerine getirilecektir...
İşte telefondaki bu söyleşiler benim özüm olan Şanlı Urfamızın sıra gece-lerine katılmama şüphe götürmez şekilde tarafımdan sevinçle karşılanmış ve o günü iple çekmeye başlamıştım...
Günlerden 10 Şubat Cumartesi ramazan, iftarda sıra gecesinde çok sevdiğim Şanlı Urfalı hemşehrilerimle beraber haber olacaktım...
Davetinize memnuniyetle ve koşarak geleceğimden şüpheniz olmasın diyerek telefonu kapatmıştım...
İşte randevu saatim gelip çatmıştı ben Samanyolu düğün salonuna gitmem için 40 kilometre yol kat etmem gerektiğini biliyordum kısacası o güzel topluluğa tam saat 17'de katılmıştım...
Aman Allah'ım bu ne güzel topluluk bu ne güzel bir sıra bu ne güzel iftar sofrası, gözlerime inanamıyordum, her şey yerli yerinde bu ne güzel ve bu ne mükemmel sofra düzeni. Etraftaki 20 kişilik bir topluluk herkesin gözleri pırıl pırıl, riya yok, egoizm yok, menfaat yok her davranışları bir ritim ve ahenk içinde kimin neyi ne zaman yapacağı belli her davranışları saygılı sevgili özverili hoşgörü içinde bütün insani kavramlar işlemekte her bir şey sıra başkanının tek bir hareket ve sözüne adapte olmuş...
Gençlerin her biri iftarın kusursuz olması için ne gerekiyorsa özellikle yaşlılara, hürmet ikram saygı ve hizmet yarışına başlanmış, Ezan sesiyle kusursuz huşu içinde mükemmelin üstünde eşi bulunmaz bir iftar sofrası ifa edilmiştir...
İşte şimdi sıra gecesinin eşsiz tatlı sohbetine başlanmıştır, ben ise özüm olan bu topluluğu hayran hayran, özlem ve doyum içinde izahı imkansız ulvi bir hazla izlemekteyim...
Aman Allah'ım gözlerime ve kulaklarıma inanamıyorum en ufak bir kural dışı serzenişe en ufak bir uygunsuz davranışa ve bu sıra gecesinin ulvi güzelliğini bozacak hiçbir davranışa meydan verilmemekte, en ufak bir yanlışlığa fırsat yok, oda ne hemen sıra başkanının tatlı ve uyarıcı bir konuşması ve o anda sesler kesilmiş çıt yok can kulağı ile herkes saygı sevgi ve hoşgörüyle içtenlikle başkanlarını dinlemeye hazırlar...
Sıra başkanı Mahmut Coşkunses söze başlıyor ve sevgili arkadaşlar görüyorum ki bazı arkadaşlar istemiyerek de olsa televizyondaki maça kulak vermiş bulunuyorlar, ne yazık ki bizim bu gecemizin özelliği buna müsaade edemez, lütfen sıra gecemizin sohbet saati başlamıştır şu anda acılarımızı tatlılarımızı, tenkitlerimizi, övgülerimizi paylaşmak için toplanmış olduğumuzu unutmayalım tam bu sırada söz alan diğer bir arkadaş başkanını onaylar bir edayla evet der gibi sohbet ve dostluk atışmalarını başlatmıştır...
Sıra hiçbir taviz vermeden diğer bir yanda düzenli bir şekilde kasetteki türkü hoyrat şarkılardaki ahenk ve ritimlerdeki aksaklıkları herkes kendine göre yumuşak bir üslup içinde daha iyi olabilmesi için yorumlar getirilmektedir...
Bense bütün bu güzelliklerin seyrine kendimi kaptırmış haz ve mutluluğun tadını çıkarmaktaydım ki yanı başımda oturan ses sanatçımız Ali Ayhan'a tatlı bir sitem geliyor. (Hani derler ya kızım sana söylüyorum,gelinim sen anla misali) Aliciğim farkındaysan yirmi kişilik topluluğumuzda bir sen bıyıksızsın bu biraz bizim örf ve adetlerimize aykırı gelmiyor mu? İşte bu tatlı ve anlamlı sözün birazı da banaydı işte bu sırada alım al, morum mor olmuştum ki tam bu sırada başkan ağırlığını koymuş ve tatlı bir ifadeyle, arkadaşlar gerek Ali Ayhan kardeşimiz ve gerekse Asaf hocamız protokol ve işleri gereği bizler gibi bıyıklı olmayabilirler bu değerli hemşerilerimiz için çok küçük bir ayrıntıdır, bu böyle olunca da istisnalar kaideyi bozamaz topluluğumuza onur misafiri olarak teşrif eden ve bizleri çok sevdiğini ispat eden kitaplarını vermeleri her türlü övgünün üstündedir...
Ey yüce Allah'ım bu nazik sözler karşısında dilim tutulmuş ve o çok söz eden dillerim sanki kilitlenmişti, sağ olun sizlerin aranızda olma şansına kavuşmuş olmak beni yeterince mutlu etmiştir demek zorunda kalmıştım...
İşte bu ve buna benzer acı ve tatlı (isot ile kadayıf) gibi hem haşlanmış ikaz edilmiş örf ve geleneklere sadık kalınmasının önemi vurgulanmış hem de Peygamberler toprağında doğan herkese karşı sevgi ve saygının en güzelini sergilemişlerdir...
İşte bu onurlu anın tadını yaşıyor ve mutluluktan sanki uçuyordum ne yazık ki bu güzel sıra gecesinin devamındaki güzelliklere doyamadan kırk kilometrelik yola koyulmak mecburiyetindeydim bu tatlı insanlar bu tatlı hemşehrilerim beni kapıya kadar sevgi yumağı içinde uğurlamışlardı bense dopdolu olarak haz içinde sevinç içinde mutluluktan uçarcasına eve avdet etmiş bu unutamayacağım eşsiz sıra gecesinin tatlılığı içindeyim...
Bütün bunlara rağmen bu güzellikleri dinlemekle değil bizatihi katılmak ve yaşamakla mümkün olacağı kanaatiyle bu ulvi geceyi dilimin döndüğü gücümün yettiğince siz okuyucularıma aktarmanın hazzı içinde olduğumu ifade eder Allah'a emanet olun der her şeyin gönlünüzce olmasını içtenlikle temenni ederim.
Saygılarımla...
10. Şubat. 1996 Halil Asaf Döner