| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

AHMET ABİDEN

Yazılar arşiv 09.2008 Other entries in 2008-09 resimler , videolar

şanlıurfa mevlevihane 1910

 

Şanlıurfa Mevlevihane önünde çekilen 1910 senesine ait bu fotoğrafta adı geçen zatlar 1740 senesinde Haydar derle ile dedemiz Hacı Abdülhamit Urfa Mevlevi hanesini inşa etmiş ve ilk TASAVVUF Müziğine bu tarihte başlamıştır.

Daha sonraları Mıkkım Tahir halk müziğini ve yöreye has apayrı makamlarla sıra gecelerine taşınmıştır.

İşte başlangıçtaki bu serüven dilden dile gönülden gönüle bugüne kadar devamlı çoğalarak tüm yöreye yayılmıştır.

Kâinatta iki tip insan vardır:

       1. Şan şöhret makam ve para sahibi İNSANA önemli insan denir.

       2. İlim irfan karakter ve gönül zengini İNSANA değerli insan denir.

Her ikisi de bir çaba ve çalışmanın neticesidir. Ancak önemli insan geçicidir. Değerli insan ise kalıcıdır.

Bence ömür çaba ve gayretini Değer İNSAN yolunda harcamak güzel bir iş olsa gerek

secere

sec  

ŞANLI URFA MEVLEVİHANE VAKFI SECERESİ

1      2        3       4        5          6        7         8         9

•      •        •       •         •          •        •         •         •

10         11         12       13         14         15       16

•            •           •          •            •          •          •

17       18          19          20          20          22        23

•           •            •            •            •             •          •

 

1.   Kıde hafız

2.   Sikkeli Mustafa'nın Babası (SORGUÇ)

3.   Hacı Mustafa Suphi birecikli oğlunun dedesi

4.   Mehmet Efendi Erkan Emiroğlu'nun dedesi

5.   Ahmet dede

6.   Hacı Seyit Ahmet Şanlıurfa Mevlevi şeyhi Ahmet Asaf Dönerin dedesi

7.   Konyalı Derviş

8.   Konyalı Derviş

9.   Kadayıfçı Hacı Süleyma'nın misafiri

10.   Şevket Hafız Ahmet Çiçeğin dedesi

11.  12-13 Misafir Dervişler

14.  Kadayıfçı Hacı Süleyman Mehmet İpar'ın dedesi

15.  Hacı Mehmet Efendi

16.  Birecikli Hacı Taha Efendi1

17-18. Kudüm Üstadı Hacı Ahmet Efendi

19.   Kadayıfçı Hacı Süleyman'ın Kardeşi

20.   Hüseyin Döner Urfa Mevlevihane ve Vakfının kurucusu Hacı Abdülhamit dedenin torunu

21.   Hacı Hasan Döner Urfa Mevlevi şeyhi Seyit Ahmetdin oğlu Asaf Dönerin babası

22.   Aziz Döner Ahmet Asaf Dönerin amcası

23.   Ezher Çiçek Ahmet çiçeğin babası

ŞANLI URFA MEVLEVİ AİLESİ AİLE DÖKÜMANI

ŞANLI URFA MEVLEVİHANESİ

Dedemiz hacı Abdülhamit 1720 yılında Türkistanda doğmuş 1740 yılı içinde de Haydar dede ile beraber mevlevihane vakfını inşa etmiştir. Mevlevi şeyhliğini 112 sene devam ettirmiş ve 1852 yılında 132 yaşında vefat etmiştir. Mevlevi şeyhliğini 1842 yılında doğan dedemiz hacı Seyyit Ahmet devralarak 1918 senesine kadar devam ettirmiştir.Dedemizin vefatından sonra 1898 yılında doğan amcamız Hüseyyin Hüsamettin Mevlevi şeyhliğini 1900 yılında doğan babamız Hacı Hasan Döner devam ettirmiş 1925 yılında tekke ve zeviyelerin kapanışı sebebiyle Mevlevihane külliyesi vakıflara devredilmiş 1950 yılında ise belediyece istimlak edilmiş sadece Mevlevi dervişlerinin ev olarak kullandıkları hane ile Haydar dedenin defnedildiği yer babamız Hacı Hasan Dönere bırakılmıştır.1950 den sonra babamız tarafından sıhhi banyo ve üzerine iki oda bir hol olarak hane halkının ikamet olarak kullanmaları için iskan mahalli inşa edilmiştir.Sıhhi banyo 1952 de kıraathaneye çevrilmiş 1954 te kebapçı 1955 te Asri fırın olarak Bozan Güngör'e kiraya verilmiş ve 1956 yılı Temmuz 27 de babamız Hacı Hasan Dönerin vefatıyla 1960 yılına kadar kiraya devam edilmiş veraset ilamından sonra varislerin kararıyla Bozan Güngör'e satılmıştır... 

ŞANLI URFA MEVLEVİ AİLESİNİ AİLE DÖKÜMANIDIR

Hacı Abdülhamit             Doğum 1720         Vefatı 1852           Yaşı 132

Hacı Seyit Ahmet           Doğum 1842             "   1918              "  76

Hüseyyin Hüsamettin         "     1898             "   1920               "  22

Hacı Hasan DÖNER             "     1900              "   1956             "   56

Annemiz Mintaha                "    1905              "   1933              "  28

Üvey Annemiz Safiye          "     1910             "    1977             "   67

ÇOCUKLARI

Sıdıka Kafaf                           Doğum 1923     Vefatı 1943      Yaşı 20

Mehmet Nevzat Döner                   "     1926
Hatice Pakize Tatlı                          "     1929
Halil Asaf Döner                              "     1932

TORUNLARI

Mehmet Nevzat Döner'in iki oğlu bir kızı

Hatice Pazikeze'nin İki oğlu altı kızı

Halil Asaf Dönerin bir oğlu bir kızı

ÇOCUKLARI

(Mehmet Nevzat Dönerin) SIDIKA ATİLLA CENGİZ

(Hatice Pazikeze Tatlıdilin) MÜNİR MÜNİRE NİHAT NİHAL SIDIKA GÜLAY TÜLAY DİLEK

        Ahmet

İbrahim Halil Asaf Dönerin Hasan Ertan Hatice Gülten

MEVLANA VE ŞANLI URFA MEVLEVİ ŞEYHİ

MEVLANA 

MEVLANA'DAN ESİNTİLER

MEVLANA'DAN ESİNTİLER  

Mevlana Şemsin ölümünden sonra kendini tamamen şiir ve semaya vermiş 25700 beyitten olan 6 ciltlik MESNEVİ ile 40380 beyitten olan DİVANI KABRİ ve Fİİ MARİF mektubat isminde üç büyük eseri insanlığa hediye etmiştir.

Mevlana eserlerinde har ne kadar farsça söylemiyorsam da aslım TÜRKTÜR demiştir.

Mevlana: Yazılarında benim ölümünde herkes sevinmelidir çünkü bu benim ALLAHA kavuşmam demektir vuslat gecemdir hatta mümkünse benim ölümümde düğün yapar gibi eğleniniz demiştir.

Mevlana: Efendimiz demektir yaşarken ve ölümünden sonra bu lakapla anıldığı için asıl ismi ikinci planda kalmıştır.

Mevlana mesnevide bütün dünyaya seslenerek şöyle demiştir

YİNEDE GEL YİNEDE GEL

SEN NE İSEN ÖYLE GEL

İSTER KÂFİR İSTER MECUSU

İSTERSEN PUTPERES OL

YİNEDE GEL

BİZİM DERGÂHIMIZ ÜMİTSİZLİK DERGAHI DEĞİL

YÜZ KERE TÖVBENİ BOZMUŞ OLSANDA GİNE GEL

İşte Mevlana'nın bu tüm insanlığa çağrısı şu anda 5 milyar nüfuslu dünya insanlarının sevgisini kazanmasına vesile olmuştur.

DİNLE NEYDEN KİM HİKÂYE ETMEDE

Mevlana: Doğuştan gelen hiçbir farkı ve hiçbir maddi değerlere önem vermeden sadece İNSANA İNSAN olduğu için değer vermiş ve yaratılanların yaratandan ötürü sevgi ili bakılmasını ısrarla sık sık söylemekteydi.

Mevlana: 1207 de Horasanın BELH şehrinde doğmuş 1273 te 66 yaşında

Konya'da vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin makamı cennet olsun amin...

A. Asaf Döner 7 Aralık 1999

ŞANLI URFA'DA MEVLEVİLİK ve MEVLEVİHANE VAKFI

ŞANLIURFA'DA MEVLEVİLİK ve MEVLEVİHANE VAKFI

İki kardeş çocukları Türkistan'dan göç sebebiyle Anadolu'ya geçmişlerdir. Hacı Mehmet Efendi Ürfa'ya, Hacı Abdüihamit Efendi de Konyaya yerleşmiştir. O sıralar Konya merkez" olmak üzere tüm Anadolu'ya Mevlevilik Tarikatının kurulması karara bağlanmış, bu sebeple de dedemiz Hacı Abdüihamit Efendi göstermiş olduğu başarı belgesini alarak Urfa'da ikamet eden Haydar Dede ile beraber Mevlevihane'yi inşa etmek üzere Urfa Mevlevi Şehri olarak tayin edilmiştir.

Sene 1738 Hacı Abdüihamit dedemizin yaşı 18 dir. İnşaata devam edilerek 1740 senesinde Mevlevilik meşkine fiilen başlanmış olurlar. 1775 yılında da Hacı Abdüihamit dedemiz 55 yaşında Hacı Ayşe Hanım'la evlenmiş, 8 sene içinde de 5 erkek 2 kız çocuğu olmuştur. Mevleviği 112 sene devam ettirmiş, 1852 yılında da vefat etmiştir. Yaşı 132'dir.

Mevlevi Şeyhliğini dedemiz Hacı Seyit Ahmet devralarak 1898 senesine kadar devam etmiştir. Dedemizin vefatından sonra amcamız Hüseyin Hüsamettin Efendi şeyhliği devam ettirmiş, 1920 yılında da şehit edilmiştir.

Amcamızın vefatından sonra da 1900 senesinde doğan babam Hacı Hasan Döner Mevleviliği devam ettirmiştir.

1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapanışı sebebiyle de Mevlevi Külliyesi vakıflara devredilmiş, 1950 yılında da Belediyece İstimlâk edilerek sadece Mevlevi dervişlerinin ev olarak kullandıkları hane ile Haydar Dede'nin defnedildiği yer Babamız Hacı Hasan Döner'e bırakılmıştır.

1950 yılından sonra babamız tarafından sıhhi banyo ve üzerine 2 oda 1 hol olarak hane halkının ikamet olarak kullanmaları için iskân mahalli inşa edilmiştir.

Sıhhi banyo 1952'de kıraathaneye çevrilmiş, 1954 'de kebapçı Aloğlu ile ortaklık, 1955'de asrı fırın olarak Bozan Güngörle ortaklık, 1956 'da babamız Hacı Hasan Döner'in vefatıyla 1960 yılına kadar kiraya devam edilmiş, Veraset ilamından sonra 'da varislerin kararıyla Bozan Güngör'e satılmıştır. 

İbrahim Halil Ahmet Asaf Döner 27 Aralık 1999

Şanlıurfa'da Mevlevilik 1740 senesinde başlamıştır.

1925 yılına kadar devam etmiştir faaliyet 185 sene sürmüştür.

1950 yılında Mevlevihane belediyece istimlâk edilerek belediye HAL pazarı olarak kullanılmıştır.

Semah edilen yer ise 1996 yılında çaba ve gayretimizle Mevlevihane HAL Camii olarak hizmete açılmıştır.

Şanlıurfa şehir plânının yapılmasından sonrada gerek kültür Bakanlığı gerek Vakıflar genel müdürlüğüne yazılan yazılar sonunda Mevlevihane Vakfının inşaatı ve restorasyonu için tesisat ve para istimlâk bedelleri bloke edilerek Vakıflar külliyesi dönüşümü için faaliyete geçilmiştir. Sene 1999-2004 Aralıkta teslim edilmesi mukavelede yer almıştır.

SECEREMİZ

SECEREMİZ 

İki kardeş çocukları Türkistan'dan Anadolu'ya gevmişler (Şeyh Mollazadeler) Hacı Mehmet Efendi Urfa'ya Hacı Abdülhamit Efendi de Konya'ya yerleşmişler. O sıralar Konya merkez olmak üzere tüm Anadolu'ya Mevlevilik tarikatının kurulması karara bağlanmış, bu sebeple de dedemiz göstermiş olduğu başarı belgesi sebebiyle Haydar Dede ismi ile maruf zatla beraber Urfa'ya tayin edilirler ve hemen Mevlevihanenin inşasını tamamlayıp Mevlevilik meşkine fiilen başlamış olurlar. Sene 1740 Teşrin evveldir. Bir sene sonra da dedemiz Hacı Hanım'la evlenmiş 8 sene icinde5 erkek 2 kız çocuğu olmuştur. Daha önce Urfa'ya yerleşmiş olan kardeş çocuğu Hacı Mehmet Efendi de Hacı Aynı Hanımla evlenmiş onun da 2 erkek çocuğu olmuştur. Adı geçen Haydar Dede ise mutasavvıf ilminin en mükemmelinden olup Hakkın rahmetine kavuşacağı günü çok yakın tahminle gömülmesini vasiyeti paralelinde Semahhanenin arka bölümündedir. Şu anda semah edilen yer Mevlevihane Vakfı olup Mevlevihane Hal Camii olarak ibadete açılmıştır. Hacı Mehmet Efendi Hacı Aynı Hanım'la evleniyor 2 Erkek çocuk oluyorHacı Abdülhamit Efendi Hacı Ayşe Hanım'la evleniyor 2 Kız 5 Erkek çocuk oluyor    

 

MEVLEVİLİK ÜÇ ASLİ UNSUR

MEVLEVİLİK ÜÇ ASLİ UNSUR ÜZERİNE KURULMUŞTUR

  • 1. MUSİKİ
  • 2. ŞİİR
  • 3. SEMAİ

Şiirlerdeki ŞARAP FEYZDİR MANEVİ ZEVKTİR

MEYHANE= Alemdir tüm dünyadır insandır PEYMANE= İnsanların gönlüdür kalbidir yüreğidir

SAKI= Mürşittir olgunlaşma gayreti içinde olanlardır TEKKE= (insanlığın mabedidir kalp gözlerinin aydınlandığı ve kalp gözüyle görmeye başlandığı yerdir.

SEYYİT= Sır bilen anlamına gelir

Dünyada yaşarken yapılacak davranışlar

  • 1. Alçak gönüllü olmak mağrur olmamak
  • 2. Ne çok cimri nede çok mağrur olmamak
  • 3. Allahtan başkasına kulluk etmemek
  • 4. Cana kıymamak
  • 5. Zina etmemek
  • 6. Yalan söylememek

7.Yararlı işler yapıp zararlı işlerden kaçınmak

  • 8. Nefis ve şeytana esir olmamak
  • 9. Akıl ve iradeyi kullanmak
  • 10.lO.Nefsaniyetten Vahtaniyete geçebilmek
  • 11.Mümkün olduğu kadar hataları aza indirmek

Mevlana'nın yakın dostları en çok orta ve az gelirli gönlü zengin olan Allah aşkı insanlardan oluşmaktaydı maddi kimselerle pek yakın dostluklar kurmazdı.

Mevlana padişah sözüne çok kızardı bence yeryüzünde anlı açık dik yürümek halkın sırtında cenaze olmaktan daha iyidir derdi

Gönlü aydın bir ere kul olmak padişahların başında ataç olmaktan çok daha güzeldir.

Mürşit odurki bakır halindeki gönlünü som altın haline getirebilsin. Keramet odurki insanları nefsaniyetten vataniyete getirmek için gayret ve çaba sarfetsin.

Temiz kişilere hizmette bulunmak aciz ve kişiliksiz insanlara hizmet ederek bağ ve bahçe sahibi olmaktan daha yüce bir iştir.

Padişah ziyaretleri sırasında uğurlanırken herkes yaşa padişahım dermiş. Mevlana'yı ziyaretten sonra padişah MEVLANA'YA sormuş bak herkes bana methüsena ediyor sen beni uğurlarken ne söz edeceksin? Mevlana sana ne diyeyim ki sana çoban ol demişler kurtluk etmişsin seni bekçi olarak görevlendirmişler hırsızlık etmişsin, Allan seni padişah yapmış şimdide sen hep şeytana uymaktasın işin gücün yalan dolan işte bu sözlerden sonra koca padişah Mevlana'nın huzurundan hüngür hüngür ağlayarak ayrılmıştır.

Bir günde kendisinden öğüt isteyen hocanın birine evet duydum çok meşhursun kuranı ezberlemişsin camide vaiz okumada üstüne yokmuş hoca evet tabii deyince Mevlana Allanın ve peygamber efendimizin sözlerini hayatta tatbik etmedikçe ve yaşantına geçirme dikten sonra insan olmadıktan sonra neye yarar senin meşhurluğun.

Ben manevi âleme dalınca beden hatırımdan çıkar gider ben kendimi sanki şu âlemde hiç anamdan doğmamış gibi sanırım.

Buğday doğrudan kendi kendine un ve ekmek olsaydı insanlığın varlığına değirmenlere insan gayretine ve çabaya gerek kalmazdı. Yaratan her bir şeyi bir sebep için yaratmıştır senin için neyin gerekli neyin gereksiz olduğunu bilseydik hayat tatsız olurdu

Altın gümüş inci mercan ne işe yarar bir sevgili ile paylaşmadıktan sonra. Şeyhi şeyh yapan müritleridir. Ruh ilimle dost olmaktadır ilmin Arapçası Türkçesi olmaz ilim hindi cinde bile olsa git al hangi dilde anlıyorsan o dilde oku Şemsi tebriziyi gördün mü sanki canımdan şekerler damlamaya başlıyor sanırım o anda kendimi her iki yerde görürüm hem Mısır'da hem cennette.

MEVLANA'NIN SECERESİ

MEVLANANIN SECERESİ

Mevlâmının dedesi : Ahmet Hatip

Mevlânanın babası : Bahattin Mehmet Veled (Sultanü! Ulama)

Mevlânamn annesi : Mümine Hatundur Karaman gömülüdür

Mevlânanın 1. eşi : Cevher Hatundan iki oğlu Sultan Veled ve Alââddin Mevlânanın 2. eşi : Kira Hatundan Emir Alim Çelebi ve Melike Hatun üç oğlu bir kızı olmuştur.

Babası Konya'da 2 sene kalmış ve 80 yaşında vefat etmiştir.Mevlana 47 yaşında iken babası vefat etmiştir 48 yaşında Halep ve Şamagitmiş tahsilini tamamlanış ve 57 yaşında Konya'ya dönmüştür. 9 yıl hocası Siyyid Sürhanettinden ders almıştır hocası Seyyid Kayseriye gitmiştir ve 1240 de vefat etmiştir.

Seyyit Burhanettin ölmeden önce Mevlan'aya Konya'ya benim vefatımdan birkaç sene sonra bir Arslan gelecektir zira 1244 yılında Konya'ya ŞEMSİ TEBRİZİ gelmiştir bu sırada Mevlâna'nın müritlerinin sayısı, on binleri aşmıştı Mevlana Şemsi tebriziyle buluştuğu sene 62 yaşındaydı bu dönemden sonra Mevlâna'nın müritleriyle olan yakın ilgisi azalmıştır 2 sene boyunca Mevlana Şemsi tebriziden başkasıyla hiçbir şekilde ilgilenmiyordu bunu sezen Şemsi 1246'da Şama gitmiştir.

Mevlana bundan sonra dönmesi için 4 uzun mektup yazmıştır ve gelmesi için oğlu Bahattin veledle 20 kişiyi şama konya'ya getirmelenihi söylemiş ve 1247 de Şemsi konyaya dönmüş ve mevlânanın evlatlığı Kimya ile evlenmiştir ancak kısa bir müddet sonra Kimya vefat etmiştir...

Şems ise 1248 yılında Mevlanayla sohbet ederken 7 kişi tarafından dışarı çağrılmış ve öldürülmüştür, ancak bunu hiçbir zaman mevlanaya bildirmemişler Mevlana sorulduğunda da herhalde yine Şama kaçmıştır demişlerdir işte bugünden sonra MEVLANA daha çok Şemsinin sevgisinden başka bir şey düşünemez olmuştur...

Şemsten sonra Mevlana'nın en çok takdir ettiği Mevlana Selahaddin ve Çelebi Hüsameddin'dir. Mevlana Selahaddin 1258 de vefat etmiştir.
Mevlana Selahaddinle 10 yıl ilmiyle haşır neşir olmuştur...

Mevlâna'nın görüş ve düşünceleri

Canım bedenimde oldukça Kuranın kuluyum.

Seçilmiş Muhammedin yolunun toprağıyım

Mevlana kendini dala Şemside meyveye benzeterek zaman bakımından dal meyveden evveldir hüner ve lezzet bakımından meyve daldan daha faideli ve daha üstündür.

Yağmursuz bulut olup âlemi karartacağına yağmur gibi ay gibi olda âleme faiden olsun.

Ağaç olmadınsa dere ve nehir olmadınsa bari bir tek yaprak ol bir tek damla hiç olmamaktan daha iyidir.

Bırak bilgi ateşi seni yaksın yaksın ki pişesin çiğlikten kurtulasın EY İLİMLE ibadet eden kişi sen öyle bir nehirsin ki suyunla cehennemi bile söndürürsün.

Ateşten korkma İbrahim Halil gibi ol Nevrut değilsin ki car alasın bırak bilgi ateşi seni yaksın menzile ermek için akıl duygudan bir adım önde olmalıdır.

Dert olmasaydı derman aranmazdı insanlar tembel olurdu. Bağışlamak vermek yüceliktir veren el alan elden üstündür. Dostlarla buluşup sohbet etmek Harun ve Kanunun malından bin kat daha değerlidir. İlim ve irfana paha biçilemez. İlim ve irfan zincirini bir köpeğe takıversen köpek tüm aslanlara padişah olur. Ben ben deme benliğe tutsak olma binler olsan da en küçük sayı en büyük biridir. İlim ve irfansız baş suyu olmayan değirmene benzer varlık içinde yokluğun ta kendisidir. Başı beyni değil de külahı arayan kişilerden olma gösteriş er kişiye yakışmaz.

Canın gülüşünü can gözü gönül gözü olanlar ancak görebilirler Ayrılık ateşi hamları pişirmek içindir.